bir şiir..

"Kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan..."*


Turgut Uyar & Palyaço

buruktur eylül dediğin...

gün döner yara olur, gün döner, diner sessizliği gündüzün...yaralar rüzgarının gürültüsü aklının...sakladığın her şey sonsuz bir gürültüyle düşüp parçalanır dinginliğine gözlerinin...gün döner...döner...yara olur...günler olur ay...sene döner...canım, sene döner...her şey olur olmaz döner durur aklında...aklının dingin sessizliğini üşütürsün...yağmur yağar...yaralar...gün döner canım...sene döner...

büyürsün...

kustum

hayat hala güzel...hayat güzeldir...hayat güzel...ihtimaller güzeldir...bazen birileri güzelleştirir her şeyi...hayat güzel...hayat güzel...güzel hayat güzel...cidden bak...tuhaf ama...her şey güzel...çabalamak güzel...yeniden çabalamak bir umudun peşinden öyle güzel ki...hayat güzel...

eşik

bu gözyaşı alışkanlığıdır...geçer sızılardan kalma...halel getirmemek sevdanın kadimliğine bir yokluğun ısıtmayan ateşi için...öksüzlüğüne ihanetindir gözlerindeki dingin ışık...saklarsın onu; sarmaş dolaş, içten içe, el ele, adım adım...kırüstü uzanıp akşamına ömrünün, bak büyütürsün kırgınlığını...ve ışık var...bak...o ışık...

bir de özlem kırmızısı" o uzak olan her şeye...

"göç
geçer
geçer ayrılıklar baladı
siyah bir orman olur gençliğimiz
bize böyle pay kalır..."



hadi uyu...

mırıldandı...



*kent şarkıları-deniz anlatıyor mu beni sana...



gündüz olur...biter.ne söylemişsek geceden kalma...gündüz olur...her gündüz biraz tükenmektir...biter..gündüz olur, tüm kusmalar gecede kalmış...tüm üşümeler ve aldanmalar...gündüzler olur...biter..tüm sevmekler gecede...unutulur...

boşver gönlüm,

deme ihtimalin gündüzlerin tükenme ihtimali kadardır...çünkü gündüz olur...çünkü her şey olur biter...herkes gider!

sen yine de..uyuma...geceleri...asme..gündüz olur...herkes gider..

susmak da güzeldir...

"halbu ki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta
her şey naylondandı o kadar..."*





biliyordum ki adım adım yaklaşıyorum gönlümün kırgın ışığına, biraz daha kırılarak, biraz daha üşüyüp...umursamamanın o sığ sükuneti içten içe alnımı buruşturuyorken yüzümü rüzgara döndüğüm günleri düşünüyordum.kapısı aralanmış çoğu evin kısacık bir sessizliği oluyordu tüm sevmeleri üşüten...büyüten...


belki bir ömür eşlik edecek bir pişmanlık doğurdum ben... Ellerimle saçlarıma, gözlerime bulaştırdım...ya da belki, olmaz ya, mutlu olacağım...sadece mutlu...


-bu kırılganlığım öldürüyor beni...


çocuk olmakla yetişkin olmak arasındaki o küçük fark aldığın yaralar arasındaki farka benziyordu...aldığın yaraların bir kaç güne iyileşmesine şaşırmıyorsun çocukken...çünkü, iyileştirmek büyüdükçe kaybedilen bir yeti değil...çünkü, iyileşebilen ve iyileşemeyen yaralar var hayatında...ve büyüksen, ve hayat hep *ötünden anlamışsa seni alnından koyu kırmızı bir kan geliyor ve bulaşıyor bulaşıyor gözlerine saçlarına ellerine....


pişmanlıklar iyileşmiyor...


- adamlar kadınlar yalan söylüyor.seni senden iyi tanımıyor kimse.hepsinin gözlerini oy.sözlerini sustur...


kimseye kin duymamakla bir nefreti dişlerinin arasında sürekli yuvarlamak çocuk olmakla yetişkin olmak arasındaki farka benzer....ve bu fark, seni hep *ötünden anlamış bir hayatın gölgesinde büyür büyür büyürse....kinlenirsin...sevemezsin...işte ölüm budur...gözlerin de cehennemin...


hadi git.

eylül başlıyor..

"Gördün mü hiç suyun yanmasını tuzda

gördüm ben bu yaşam boyu iniltiyi

büyük bahçelerin küçük içinde

saksıların birinde

gördüm de

uyurken uyandırılmış gibi

beni bir sardunya büyüttü belki


o ben ki

bir kadında bir çocuk hayaleti mi

bir çocukta bir kadın hayaleti mi

yalnızca bir hayalet mi yoksa..." e.c.


ben ne...adım başı sessizlikler büyütmüş evler var.gücenmekler toplamı benim şu hissettiğim, hayatınıza karşı...çocuklar büyümüş yanakları içe çekildikçe...ve top oynanıyorken ıslatmış bir sağanak olmalı benim şu yaşadıklarım, benim şu yaşadıklarım sessiz ve gönülsüz...mutsuz ve kederli...bir eylül başlangıcı, bir yazın sonu...şu benim yaşadıklarım gözü kapalı bir kız çocuğu tedirginliği...


günler yaklaştıkça, korkuyorum baba..