ey sevdiği.m..iz...

insana her gün başka bir yanı güzel geliyor sevdiğinin...
başka başka başka...bitiremiyor...çoğaltıyorsun...

bozuklukları anlatımın.

Mutluluk ve mutsuzluk ortası bir yerde…ne eksik bir tanım oysa,hiç beceremedim-gereksiz sırf konuşmak için yol tarif etmelerim çıldırtıyor beni-ezelden beridir hiç beceremedim yol tarif etmeyi…ki belki de kabul etmek zor.doğru yolu hiç bulamadığımı…

Gösterdikleri yolda attığım bütün adımları aklımdaki doğrularla takas edişimin bilmem kaçıncı yıldönümündeyim ve hararetle yol tarif ederken buluyorum kendimi yine…

Temmuz ayındayız.yağmur çamur ve hafif telaşlarım, yüklü kederlerden geçmişim solgun ve yıkık…görmüş geçirmiş değilim de yaşamışım içimden ya, anlamlandıramıyorum basitlikleri..ni..üzülemiyorum..ne…işte temmuz ayında- mutluluk ve mutsuzluk ortası bir yerde-oturuyorum…oturduğum kat dördüncü çok yakın değil toğrağa…korkularımı bırakışımın üzerinden ne kadar geçti bilmiyorum.16 eylül dü saat 5 suları..mübarek günler diyorlardı.kaybettiklerim vardı,korkularımı bitirişimin üzerinden işte tam o kadar geçti.bugün tam o kadar geçmişken oturmuş yine yazıyor buldum kendimi ve ne kadar yol tarif edemiyorsam o kadar yazabiliyorum,ve bir o kadar toplayabiliyorum kelimeleri.

Temmuz ayındayız.ben bi türlü tarif etmeden duramıyorum.çok yol gezdim, çok şey…duramıyorum içimi dökmeden, yoruluyorum nefessizlik, sigara bile içemiyorumlar..

Mutlu olmak bir kandırmaca değil kendimi kandırdığım yerler mutsuz olduğumuz yerler.mutsuz olduğumuz.tek kişi olamamak kadar yüklü sorumluluklarım var, zor.akşamları tek başına çıkıp bi sigara alıp gelemeyecek kadar basit sorumluluklar.zor.mutsuzluklarım değil de mutsuzluklarımız üzüyor beni, anne.

Seni seviyorum. Sadece.