winston light

Son olsun diye alınmış her kararda başladığın yere dönmektir zor olan...Kararlı olmakla iki yolun arasında gidip gelmek kadar rahatsız edici bir durum vardır elbette: iki yolun ikisini de istemek.

mutsuzluk konusunda bunca tecrübeliyken mutluluk uğruna atacağım her adım umutsuzlaştırıyor beni, sorun bu.Savaşlarımda sonsuz bir geri çekiliş oluyor, savunmak hep zor ve gereksiz bir eylem...Tuhaf olan bunca vazgeçişimin temel nedeninin kendimi savunma isteğimin olmayışı olduğunu düşünmem.Bu isteğin kendiliğinden mi geldiğini yoksa uğraşarak mı var edilebildiğini bilmiyorum. Varoluşun sebebi bu sorgulama olmalıymış gibi geliyor...

Hep bir suçlamayla karşı karşıyasın düşün, adamlar kalkıp haksız yere bahçelerini talan ediyor, göz hakkını mecburi kılıp tüm meyvelerine el koyuyorlar...hayatına tüm müdahalelerini meşrulaştıracak güçleri ellerinde sıkıca tutmuşlar...ve sen suçlusun...başka yolu yok..Çünkü suç senin işleyebileceğin bir şey değil, işlenmiş kabul edilen bir şey...ve tüm bunlara karşı doğuştan bir kabiliyetin yoksa kendini savunabilmek için, bu tokatlardan kaçamazsıınnn...

Bir sandalyeye oturtulmuş, gözleri bağlanmış bir savaş esirisin.Zaten savaşların hep heyecansızmış, başlamadan bitmiş...Ne itiraf edecek gizli saklıların var, ne de yaptıklarım meşru müdafaadan diyebiliyorsun...Bu kadar savunmak isteğinden yoksunsun...Adamlar bu sıkıcı haline dayanamıyor,kalkıp ışığı yakıyorlar, gözlerin kamaşıyor...Böyle monoton bir sahne...

.senden umduklarını bulamayınca...gözlerini açıp gönderiyorlar...bir iki bocalıyorsun...evin yolunu bulmak biraz zor...bir kaç arkadaşa uğruyorsun...bir iki duble bir şey...sonra yine o kaçınılmaz sahne: mutfak masasında içilen o amerikan sigarası...Arabesk anlarınızdan birine bir örnek verinize güzel bir cevap, evet, bu...


Sevmiyorum arkadaş yazı, sonbahar gelsin.