kirli akar ırmakları sensizliğin...

Ne vakit kirlendiğini düşünsem ellerimin, avuçlarıma sürerim yalnızlığımı, o büyüktür, görebildiğim en büyük uçurum…

Savunurum saldırganlığına karşı gözlerinin, yaralayan sözcüklerinle başa çıkabilmeyi umarak, umarak ki uzak tutayım onları gözlerimin kırılgan ışığından…Ki döndürebileyim onları kenarından uçurumunun yalnızlığımın…Ne’m var başka, kim’im..Büyüktür gözlerin…Ki avuçlarıma bulasam onları yalnızlığım kadar güzeldirler – Zannederek…

“Koskoca bir zannedişsindir sen hayat…”

yazmışım defterimin ilk sayfasına…Neden yazılır ki bu cümle, hem de daha ilk sayfasına bir defterin…

“Hepsi birer birer gidecekler hazırlıklı ol…Kafanı ellerinin arasına al ve düşün kim toparlayabildi dağılmışlığını, kim dinlemeye cesaret edebildi…Zannettin…Bıkıp usanmadan zannetttiin… “

diye bağıran bir cümle…

Ne kimse anlayabilirdi; ne gözlerin anlatabilirdi öyle değil mi…İşte seni anlatan cümle buydu…Bilemediler…Ağzından çıkanlarla çıkmayanlar arasında ısrarla çıtı çıkmayanlardı gözlerin, hiç göremediler…

Belki, çıkıp gidişlerin, en çokta gözlerinin ki öyle ansızın,bu kadar yaraladı herkesi, ki biliyordum nasıl bilmem, en başından beri…Sözlerinin ardındaki gözlerini görmek, tanrının bunu görmeme izin vermesi…Bu büyük ceza…

Gitme…Gitme, ben biliyorum içinden geçenleri, ki bir tene dokunmak…Hiç bu kadar temizlememişti içimi…Yüzünün solgun kumrallığında arınabilmek esmerliğimin o kirlenmişliğinden…Gitme…

-Gideli beri sen…ne zaman seni düşünsem…Yalnız kalırım…-

Ne vakit kirlendiğini düşünsem ellerimin, avuçlarıma sürerim yalnızlığımı, o büyüktür, görebildiğim en büyük uçurum…

sarin

Hiçbir yere ve hiç kimseye ait değilim, hiçbir yüze bakmıyorum ve tutmuyorum aslında ellerini insanların tokalaştığımda, hiçbir şey duymuyorum ve görmüyorum hiçbir gözü bana bakan ve hissedemiyorum en çok…hissizleştim ve hiç bu kadar hissizleşmemiştim...Nasıl olur da en küçük kırıntı bile kaybolur içimde diye düşünüyorum yaşamaya dair, nasıl olur da kaybederim bu hissi..Diyorum ve çarpıyorum duvarlarına odanın, bir acı yok…bir incinme bir sızı yok…Ve yokum…

Bazı şarkıları dinleyemiyorum…gözlerinin ve aslında gözlerimin içine baka baka…gizlisinde odaların, köşelerde, en geç vaktinde günlerin dolduruyorum içime ezgilerini, seviyorum çünkü gözlerine bakamasam da, o şarkıları…Ve bu gizli saklı yaşamak iki yüzlü yapıyor beni, utanmadan ikiyüzlü bakışlar atıyorum ve aslında utanamıyorum, en çok ta konuşamıyorum…

Razı…”Razı gelme hiçbir sessizliğe…Seni seviyorum biliyorsun”…*

*c.s.