kirli akar ırmakları sensizliğin...

Ne vakit kirlendiğini düşünsem ellerimin, avuçlarıma sürerim yalnızlığımı, o büyüktür, görebildiğim en büyük uçurum…

Savunurum saldırganlığına karşı gözlerinin, yaralayan sözcüklerinle başa çıkabilmeyi umarak, umarak ki uzak tutayım onları gözlerimin kırılgan ışığından…Ki döndürebileyim onları kenarından uçurumunun yalnızlığımın…Ne’m var başka, kim’im..Büyüktür gözlerin…Ki avuçlarıma bulasam onları yalnızlığım kadar güzeldirler – Zannederek…

“Koskoca bir zannedişsindir sen hayat…”

yazmışım defterimin ilk sayfasına…Neden yazılır ki bu cümle, hem de daha ilk sayfasına bir defterin…

“Hepsi birer birer gidecekler hazırlıklı ol…Kafanı ellerinin arasına al ve düşün kim toparlayabildi dağılmışlığını, kim dinlemeye cesaret edebildi…Zannettin…Bıkıp usanmadan zannetttiin… “

diye bağıran bir cümle…

Ne kimse anlayabilirdi; ne gözlerin anlatabilirdi öyle değil mi…İşte seni anlatan cümle buydu…Bilemediler…Ağzından çıkanlarla çıkmayanlar arasında ısrarla çıtı çıkmayanlardı gözlerin, hiç göremediler…

Belki, çıkıp gidişlerin, en çokta gözlerinin ki öyle ansızın,bu kadar yaraladı herkesi, ki biliyordum nasıl bilmem, en başından beri…Sözlerinin ardındaki gözlerini görmek, tanrının bunu görmeme izin vermesi…Bu büyük ceza…

Gitme…Gitme, ben biliyorum içinden geçenleri, ki bir tene dokunmak…Hiç bu kadar temizlememişti içimi…Yüzünün solgun kumrallığında arınabilmek esmerliğimin o kirlenmişliğinden…Gitme…

-Gideli beri sen…ne zaman seni düşünsem…Yalnız kalırım…-

Ne vakit kirlendiğini düşünsem ellerimin, avuçlarıma sürerim yalnızlığımı, o büyüktür, görebildiğim en büyük uçurum…

8 yorum:

Cihan Ülsen dedi ki...

Tuncay Akdoğan yazmış : Gitsem ayrılık, kalsam çöl olur...

Şimdi yazılanların uyandırdıklarıdır aslında yukarıdaki mısra...

Defterlere dökülenin yalnızca mürekkepten ibaret olmadığı, berisinde onca kahredişi barındırdığı,yakası açılmamış ve ötelenmiş, belki bir vakit "duygu"ların olduğu ; ama hep g(k)örememeye boyun verilmiş, yekunu ağır bir sessizlik....

Akar ya durmadan... Hızın debide kendini bulamadığı bir çağın habercisi olarak bitiverir karşında...

Kabulleniş belki de burada giriveriyor hayatın ucu bucağına. Sebat, tam da bu noktada kalp atışlarının yerini alıveriyor...
Yani dostum, hiç bir vakit tek bir zaman aralığında hayat bulmuyor sancılar. İki zamanlı aralıkta, çokça sıkışmış yalnızlıklar, sancılara eşlik eden...

"erguvanlar geçip gittiler bahçelerden
geriye sadece erguvanlar kaldı

şair! bahçelere özenecek ne vardı?
işte tenhâ her yanımız, hep tenhâ
ne aradık sözcüklerin kuytularında
..........
..........*"

"Bir"yerlerde kal, hep...
Muhabbetlerimle...

*H.Yavuz

güvercin postası dedi ki...

yüzü nasıl soğur insanın
niçin akar yaş kömür gözlerinden kardan adamların.
ayazda kalmış dal üşüyünce
neden anımsar çiçeğini

sevgimle :)))

güvercin postası dedi ki...

küpeli şiir

tak kulağına şu mayıs yelini
kurşuni bir sabahın bukağısı gibi
kaplarken gülüşün çehreni
sürgün vermiş kiraz çiçeği olur ellerin
birleşince halkın geleceği için

t.kurt

:)emeğin ve dayanışmanın günü şimdiden kutlu olsun

Abdullah TARIK ÇAKIR (thelepermessiah) dedi ki...

çok güzelmiş bu şiirler cidden

kırlangıç dedi ki...

"
gülerler
bilmediklerine gülerler
onlar güler
ben ağlarım
ben bir palyaçoyum
güldürürüm onları
ben ağlarım."

kırlangıç dedi ki...

"bir tutam şiir attım gökyzüne
yağmur oldu indi
binlerce çiçek açtı
her biri gökkuşağı renginde"

...............
zamanın karanlık yüzü;
yalnız kaldığı dört duvar bedende
sahip olmaya çalıştığı hayalleri
onu terk ederken bir bir
ağlamaya gücü yoktu,
yıkılmıştı:
insanlar,
karanlık yüzleri ve
yalnızlığında dört duvar beden...
ağlamayacaktı bu kez:
geldiği uçurum kenarında
bedeni can çekişirken;
ağlamayacaktı;
zamana
38 yıla
anılara
ya da her ne ise...unuttuğu...
................

evet temalardan görülen o ki zamanın törpüsü kalbinizi epey düzleştirmiş her ne kadar derinlerde sizden birşeyler bırakmışsa da...çok beğendim ve link haneme kaydettim sizi...
beni yıllar önceye döndürüp çalakalem birkaç mısra yazdırdığınız için size gönülden teşekkür ediyorum..izleyeceğim sizi....

güvercin postası dedi ki...

hiç bu kadar açmamıştın arayı ey göğün yüzü
ne hallardasın
sevgimi bıraktım işine yarasın diye sayfanın sol alt köşeciğine

:)

atesinsesi dedi ki...

yaşadığımız şeyler bazen bize şöyle der: "hayat sadece hayattır". sonra başlarız kendimizi kandırmaya.ben mesela kendimi kandirmak için şiir okurum, aya bakarım, gökyüzünde ne çok ateşböçüğü var bu gece derim, sabah uyandığımda devrim olacakmış gibi içten bir aldatmacayla yaparım bunların tümünü. oysaki sabah olur ve susmak kalır bana.



aşk,aslında içimizde büyüyen bir selviden başka bir şey değil,uzadıkça daha yalnız kalıyoruz.oysaki onun derdi yıldızlara dokunmaktır yalnızca.



yaşadığın ülke hiç tutmuyorsa birde elini,siyasi çalkantılar dinmiyorsa ve dünya soğuyorsa gitgide, sıcak tek şey o olur.ölüm koridorundan geçersin,gelir bir metin altıok dizesi içini yaralar



sana çekirdek aldığımı düşle,radyoda keman çaldığını,okyanusta bir teknenin bir kıyıya tutunduğunu...



hiç birşey yapamıyorsan yum gözlerini,bilki burada yağmur yağacak böyle yapınca sen





sevgimle