girizgahlar..alıcısız mektuplar için...

Gözlerimden bakış olup çıktı martının savunmasızlığı..çaresi yoktu işte fırlatılan simit parçalarının peşinden gitmekten ibaretti yaşamak…çaresiz ve savunmasız bir bakış oldu gözlerimde…herkes kadar yakın ve herkesten daha uzaktı…herkes kadar doğru herkesten daha yalancı …yalan mı…değil doğru…fakat…en değerlisiydi duyduğum kelimeler içinde kelimeleri…hep en değerlisi kalacaktı da ondandı işte bu çaresiz bakış…bu ne söylersen kabulüm diyen savunmasızlık…hem kaldı ki herkesten daha uzaktı da geçmiş miydi içimden…geçip gitmiş miydi…kim görebilmişti onu…hem var bu kadar hem yok…kim tanırdı onu…hem yok bu kadar ; hem dolu dolu…uzaktı da öldürmüş müydü yollar…yollar vardı da içim mi görmüyordu…görmek istemiyordu…artık yaşıyorum diyebileceğim günler için yaşıyorum aynı S. gibi…Düşündüm de S. ye bir mektup yazmalı şimdi…

Çok sevgili s.

Al o çok bilmiş sözlerini ve git artık aklımın hala işe yarıyor olan yanından…üstüme bulaştırdığın bu umut dolu lekeyi nasıl temizlerim yoksa…sen bu kadar inatçıyken…

Yanaklarında umut beliriverdi… gözleri altından bir adam…kalma git diyordu çocuğumsun sen benim…al yanına bütün değerli duygularını ve git…işte S., al o aptal umutlarını ve gel bu hikayeye de görelim ben ve tüm değerli hislerim… gel ve bulaştır yine o kir pas içindeki umutlarını, tertemiz hislerime…


Günlerden bir gün bir mektup alırım belki…sessizce bakar, içimdeki o, bir an önce açıp bakma isteğini yenmeye çalışırım…hayır hayır bu kadar çabuk olmamalı…hemen okumamalıyım, o değerli, o çook öncelerden gelmiş çünkü…o bütün eski ihtimallerimin bugünü…bütün eski umutlarımın eskilerden çıkıp gelmiş, zamandan sıyrılıp kendini kollarıma bırakmış kelimelerini biriktirmiş içinde…

Kalkarım ve yüzümü gözümü yıkarım…gözümdeki boya akar gider…ve rengini bulur bakışlarım…saçlarımın önünü ıslatırım, ağzımı çalkalarım musluktan akan buz gibi suyla…
Midem bulanır ve kusarım…içimden zamanlarca akar o beklemişlik…o…

Yıllarca bekleyebilirdim dediğim bütün aşklarıma mide bulantısıyla karışık solgun hisler saklıyorum koynumda gecenin bir körü aklımın kuytu yanlarına kadar inen imgelerle işgal eden tüm ruhumu beraberinde…bütün aşklarıma…hepsine midemi bulandırarak şiirler okuyorum…

Ve bütün şiirlerim bir adamı sevdi,
Yalan söyledim…
Çok uzun kirpikleri vardı ve aslında kızıl saçlıydı…
Kaşlarının ve gözlerinin karanlığından gözüm gözünü göremezdi
Kızıl saçlarına siyah bıyıkları eşlik ederdi
Geceleyin oturduğu yerde…
Ve sağırdı, resimler yapardı…
O resmimi yaparken ben şiirlerimi okurdum ona…
Bir kuş çizdi bir gün ve öldü,
ben şiir yazmadım o günden beri…

Yazdığım her cümle düzyazı niyetine şimdi…düz, hiçbir yana bakmayan ve hiçbir şey söyleyen cümleler düzüyorum bütün şiirlerimi bir bir yakarak…yaktığım her şiir için bir yazı yazıyorum ve yasını tutuyorum kızıl saçlı uzun kirpikli sevdiğimin…

Çok sevgili

Aralık kalmış pencereleri hayatımın…
Ya kapanın sıkı sıkı…ya da bir rüzgar esiversin yüzüme de kalkıp bakayım nereden geldiğine…


Çok sevgili

Öykülerim uykusuz gece vakitleri…öykünüyorum kahramanlarınızın o cesur cümlelerine…öykünüyorum yokluğunuza…

3 yorum:

Adsız dedi ki...

ankaraya kar yağmış diyor radyo haberleri
güvenparka sığınmış kuşlar
düşümdüm sen ordasındır
kuşların yanı başında..

senin yüksek dağlarına cüdi derdik anımsadın mı?
kipriklerini kırlangıçlara benzetirdikte ebe seçerdik seni bütün oyunlarımıza.

hepimiz aynı öyküde büyüdük işte
bir avuç şarkıyla hepsi hepsi...

Cihan Ülsen dedi ki...

Çoğu mektubun satır aralarına gömülmüş sevgili, aslında başka bir mevzuya işaret etmektedir. Her cümlenin kurgusunu tüm hesaplara kurban verirken, vicdanın kapı aralarında gün gelecek kürdi makamından şarkılarla demlenecek. Tarihi aşıklar yazdı her zaman. Bütün mevcudiyetini böylece, ulu-orta korurken artık hacete gerek olmaması gerektir diye düşünürüm. Velakin gönül hep ayrı bir makamda demlenir. Mesala hicaz... Söz geçmez çoğu zaman zat-i alilerine...
Şimdi okurken yazdıklarını Mor Şapkalı Güzel Dostum, takılı kaldığım şu cümlenin hep hatırda tutulmasını isterim: "Al o çok bilmiş sözlerini ve git artık aklımın hala işe yarıyor olan yanından…üstüme bulaştırdığın bu umut dolu lekeyi nasıl temizlerim yoksa…sen bu kadar inatçıyken…"

Hal ve vaziyet kolkola... Daha ne söylenirki...

Muhabbetlerimle...

2mi3 dedi ki...

Değişik...