Lamure'ye İç Döküş-10


Uzun zamandır sana yazmıyor olmanın verdiği eksiklik
ve şu anda önümde duran kağıda yazacaklarımın verdiği o
anlık iyi hissediş…ikisinin karışımı…
çokça ikiliyorum böyle hislerimi…dilemmaların
en yaralayıcıları, en yıpratanları en çok gece vakitleri dikiliyor karşıma…
işte vaktine göre değişiyor hissettiklerin biliyorsun…
gündüz başka başka yüzlerde hayat bulan o aptalca hisler topluluğunu…
gecenin bir vakti o “eşsiz”yüzü gözlerinin önündeki ilk duvara kazıyarak hissettiklerinle karşılaştırınca…Uzuyor gece…
saatlerini alıyor bu duvara bakmak eylemi…
gözlerini alamıyorsun…daha da uzun yapıyor hani
karanlığı…karanlığı sonsuzlaştırıyor…sonsuz bir
karanlık…

Nehirlerin akışını düşünüyorum…
Şu yazdıklarını, aşkı ve ayrılığı okuyorken nehirleri düşünüyorum…
Bir nehrin akışı üzerine söylenebilecekleri…Coşkuyla akıyor tıpkı,
tıpkı içimdeki bu coşkun his gibi…Bu..seviyor olmak..Aşkı
coşkuyla hissetmek öyle büyütüyor ki insanı…sonsuz bir olgunluğun içinde
içine çekilmiş bir çocuğa dönüşüyorsun…ne çıkabiliyorsun,
ne çekilebiliyorsun iyice…Öyle susarak bitmesini bekliyorsun…
İçindeki Sonsuz aşkı karşılayan o ismin ölmesini,
Ölüp gitmesini, bilmediğin kentlerin bilmediğin sokaklarına…
Geçip gitmeyeceğini bilerek ama kabullenemeyerek…
severek ama susarak…içimdeki bu suskunluk…bu coşkun suskunluk…
Tıpkı Munzur gibi…Munzur un süt akan zamanlarındaki coşkunluk gibi…
Bu suskunluk…belki de aşka karşılık gelecek
tek şeydir…diyorsun…diyorsun ki…aşk çoğu zaman susmaktır…

“Aşk tek kişiliktir...

Maşuk aşıkın içindedir…
Yaralar maşukla eşdeğerdir…”

Aşk tek kişiliktir
Maşuk aşığın içindedir
Ve maşuk diye gördüğün çoğu zaman hiç kimsedir…
Hiç kimseliği aşkta ruh bulmuş bir vücud..
Ve bil ki “aşk hep tek kişiliktir…”

Bunca söylediğinin üstüne…sanma ki çok uzağına
düşüyorum kelimelerinin…
Yalnızlığın yalnızlığım…sözcüklerin söylemek istediklerimdir
Yine…
Fakat yazdıkça çoğalıyorum içimdeki bu coşkun hisle…
Çoğaldıkça azalarak çoğaltıyorum ağrılarımı…
Ya da aşk dediğin toplamı mıdır…dilemmaların…
“Güzel Komşum Dilemma…” *
Yazdıkça ölüyorum, yazdıkça…sessiz sessiz …


İlk değilim biliyorum..ilk değiliz…Öldüler çokça…
Tanıdığım bütün şairler- ki şimdi uyuyorlar çoğu-
en güzel anlattılar aşk(ların)ı…
Her gecemin bir şairi oldu…Kalkıp uyuduğu yerden
Gözlerime baka baka okudu sanki şiirini,
Ve öldü kaldığı yerden…
Tanıdığım bütün şairler…çok seviyordu…
Yazdıkça seviyorum ben de, şiirlerce, sayfalarca seviyorum
Sevdikçe azalarak…


“işte vakit oluyor sıkıntın oluyor aşk
onca hoşluğun içinde...
acı...
sonra an oluyor sevincin,
kararmış yalnızlığında..
daha da acı...
şirinden kaçıp zin e tutulmaktır o dediğin,aşk...
o vazgeçemediğin ve vazgeçemediğim...
en acı...”

İşte Dost..Dost…kelimeleri güzel dost…
Oturup karşılıklı Kahve içmeyeli sanki yıllar geçmiş…
Sanki senin orda benimse yedi tepeli de…
Bu çaresiz azalıyor olmaya engel olamayarak…
Yaşıyor oluşumuz…ve uzun zamandır ilk kez
Birisine anlatıyor olmak…
Böyle sesli…böyle içimden nasıl geliyorsa…

Ben özlemişem seni…

Kal sağlıcakla,
Aşka rağmen…

Dostluğumla…

Hiç yorum yok: