içerisi aydınlık....bir orman sessizliğinde avuçlarım..en çok onlar yalnızlar bu hayatta...hayatın "bu" sıfatı bile uzak aslında..."şu" demeliyim, ulaşamadığım uzaklıkta...içerisi aydınlık...söylediklerim görünüyor, bulutlu bir gökyüzü sessizliğinde düşündüklerim...en çok onlar çaresiz...çaresiz olmak ne kötü...ne kötü düşünüp üzülüp kederlenmek...halbu ki ne kadar hafifsemişim bu kelimeyi yıllardır, söyleyip geçmişim, hissedip geçmişim yeni anlıyorum bu kelimedeki çaresizliği; kederlenmek...yazılmış tüm şiirlerin türkülerin beni anlatması...işte tam da bu makamdayım...yalnızlık güzel şey, beni üzen hasretlik olmalı...sevmek eylemini sorgulamalı insan...herkes oturup sevgisini düşünmeli...yıldızlara bakan kız çocukları neyi düşünür, hep mi aynı şeyi...gözümde fazla büyütmüşlüklerim var, ne çok basit oysa hissedebilmek...ya seviyorsundur ya sevmiyor ikisinin ortası yok...ikisinin ortasında bunca yaşanmışlık yok...ya başlar ya biter bunca sürünceme fazla...nasıl da boşvermişim şu hayatı içinde hiç kendim yok...
"sigaramın dumanı,
tuhaf duman izi tütün kokusu...
" yoktur yarin imanı,
tütün kokusu, orman sessizliği, gök gürültüsü...
"sigaramın dumanı,
tuhaf duman izi tütün kokusu...
" yoktur yarin imanı,
tütün kokusu, orman sessizliği, gök gürültüsü...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder