Nasıl da zordu eksikliğin anlatamam.*
odanın içinde saatin eksikliği gibiydin.zaman, öldürürcesine akıp gidiyorken odanın içindeki vakitsizliği anlayabiliyor musun…önce her yanını sarar o duygu, zaman ne zamandır, hızlı mı geçiyordur yavaş mı-
-beklerken neden bu kadar yavaş, peki ya her şeye bu kadar öfkeliyken niçin akmıyor zaman dediyse de unutmak istiyorum, unutmak-
Hızlı mı geçiyordur yavaş mı-haklı mıdır haksız mı,benden yana mıdır senden yana mı, mutlu mudur hazin mi, daha çok mu vardır, az mı kalmıştır; iyi mi gelir kötü mü, uzak mıdır yakın mı, geçirir mi geçirmez mi, özletir mi, unutturur mu, bekler mi, gider mi--önce her yanını sarar…sonra…kaaaaaççç saat kaç, zaman ne zaman…
Bana bir defasında anlattığın o hikayenin hiçbir detayını unutmadım aslında her gün gözlerinin içine vura vura yalan söylüyorum ne ayıp, gelip geçen zaman hiç akıllandıramadı ne yazık bir yanım hep o bilinmeyende boğuluyorumlu habersizlik.bir odada saatsizlikli ve gerçeksizlikli bir yalnızlık…ne ucuz…her şey ne kadar ucuz…bir kelimeyle silebiliyorsun bu güne kadar içerime yazdıklarını ya da öyle saklıyorum ki içimde ucuzluğunu tükenmez bir ucuzlukla… tüm ucuzlukların birikiyor birikiyor…birikiyorsunuz…saatsizlikli, gerçeksizlikli, ucuzluklu…ve bir o kadar sessiz her şeyleri-n ve bir o kadar gürültülüsünüz ki, çıldıracağım zamansızlıktan, öyle ki bitemiyor bu gereksizlik, bu azaltan çokluğu yaşamın, bu anlamsız akış…çoğalıyorsunuz..Saatsizlikli, gerçeksizlikli, ucuzluklu, anlamsızlıklı…yalnızlık...
-önce her yanını sarar…sonra geçer gider!
İşte o kadar zordu…*
kelimeler...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
On Kalır benden geriye dokuzdan önceki on
Dokuz değil on kalır
On çiçek, on güneş, on haziran
On eylül, on haziran
On adam kalır benden, onu da
Bal gibi parlayan, kekik gibi bunalan
On adam kalır.
Ne kalır ne kalır
Tuz gibi susayan, nane gibi yayılan
Dokuzu unutulmuş on yüz mu kalır
Onu da unutulmuş bir şiir belki kalır
On çizik, on çentik, on dudak izi
Bir çay bardağında on dudak izi
Aşklardan sevgilerden
Suya yeni indirilmiş bir kayık gibi
Akıp geçmişsem, gidip gelmişsem
Bir de bu kalır.
Ne Kalır benden geriye, benden sonrası kalır
Asıl bu kalır.
On yerde adam geçse geçmese
Dağlardan tepelerden inen bir düzlüktüm,
anlaşılır.
Aksam olur bir günden dibe çökerim
Su içer dibe çökerim
İyimser bir duvarcıyım her gün bir tuğla
düşürürüm elimden
Bu yüzden gecikirim
Size bu sıkıntı kalır.
Ne Kalır
Kahvelere de kalın kalın kayısı vakti
Dişleri kesmeyenin en az kayısı vakti
Dişleri hiç kesmeyenden
Gün geçer kendi kalır
Kahvelerde kayısı.
Gezginim, açık denizlerden yanayım
Biraz da Akdenizliyim, bu işte böyle kalır
Akdenizli herkes konuşur duyarlığını
Başka ne Kalır
Biz ki bir konuşuruz geriye on şey kalır.
Ben buyum, dersin, arkadaş
Sevgilim ben buyum
Yüreğim vurgun, dişlerim altın
Ceketim sol omsuzumda
Vakit vakit incelen vakit.
Edip Cansever-Sonrası Kalır
Yazı bittiğinde, önce sesli okudum, sonra dostuma sesleneyim dedim...
Muhabbetlerimle, Hep yanındaki Dostun...
Yorum Gönder