Bi film izledim dün…yazgıydı adı fakat ismiyle pek te benzeşmiyordu izlersen…tuhaftı baş roldeki karakter…susan, boşver diyen, fark etmez diyen…en başından seviverdim bu adamı ki boş verdiğinden değil elbet…benzeştiğinden bir şeylerle aklımda ve en çok aklımın tam karşısında duranda…işte musa adı…musa güzel, musa yabancı ve musa adlandırdığımız bütün her şeyin karşısında, aklımın karşısında duranlığım gibi…neyse…
Bunu uzun zamandan sonra ilk defa yapıyorum aslında ve bu özlemişliğimi kendime itiraf etmemin nedeninin bu film olduğunu düşünmem nereden geliyor çıkaramadım…ama tuhaf bir biçimde musa yı düşündükçe seni düşünüyorum ve musa için yaptığım yorum geliyor aklıma…ki o yorumu söze dök desen dökemem şimdi, öyle bir şey ismin de… neyse…
Tanımadan özlüyor olmanın acısını çekiyorum anlatamam azlığını ya da çokluğunu ki çok desem diyemem daha da çoğu vardır kuvvetli ihtimal…daha da çoğu başka bir içerikte başka bir mevzu da…olacaktır da…bu söylediklerimi aklıma anlatırken karşısında durana anlatamıyor olmam benim beceriksizliğimden kaynaklanıyor onu da biliyorum…fakat…neyse…
Gitmeli gitmeli evet haklıydı tüm gidenler, ve kalanlar hep ahmaktı işte…ki tersinden baksalardı kalan değil giden olacaklardı…ki işte mühim olan da bu değildi…kalanlar için…ahmak olan kendimim…giderdin…tekrar dönme ve gözlerimin önünde olma umudun bile umutlandıramazdı bu ümitsizliği…giderdin…kalırdım…bıraktığın yerde…

4 yorum:
Bekle Beni
Tek bir haber bile çıkmasa uzaklardan
Saçma da olsa bekleyişin
Yalnız sen olsan bile bekleyen beni
Bekle beni
Bırak beklemekten usanmış dostlarım
Öldüğümü sansınlar benim
İçme anılar gibi acı
İçme sakın o şaraptan
Yağmurlar içinde bekle beni
Karlar tozarken bekle
Ortalık ağarırken bekle
Kimseler beklemezken
sen bekle beni
Konstantin Simonov
Geldim İşte
Sülfür inceldi ve en yorgun yerinden kırıldı ayna
Tenhaydı düşlerim, geceydi, çıkıp geldim işte
Su ve ateş, bir de gülünç yalnızlığım var sana
Getirebildiğim, kokularını yitirmişti çünkü güller
Suyu dinle, ateşi yak, özledim demek bu
Parasız yatılı hüzünlerden ne kalır geriye
Biraz Tamil biraz Türküz ayıptır söylemesi
İntiharsa günahtır, külliyen yasak bilirsin
Pısırık bir ihtilal gibi getirdim sana bunları
Bir de belleğim, başıma bela hazin ve komik üstelik
Hatırla eskiyen meydan saatini, çocukluğundur
Tayyare pulları getirdim sana, evden kaçışlarımı
İstersen yok say bunları, tespih de yapabilirsin
Beni vur saatin altında, seni seviyorumdur bu
Şiir yazan bir adamın fotoğrafı var yanımda
Kendini ölümlü sanıyor, onu getirdim ganimettir
Büyüdü büyülenerek, taşlayarak kovdu kabilesi onu
Suyun öte yakasında yaşadı, Sisyphos dediler adına
Sülfür inceldi ve en yorgun yerinden kırıldı ayna
Ayna pusluydu bunca yıl nice sır taşımaktan
Kırılmanın sesini duydum ve onu getirdim sana
Unutulmaya geldim işte, onarılmaya değil
Kov beni kabilenden, ama bekliyorum demek bu
göğün kızı bir fırtınanın yüreğinde uçuyor
her kahve biraz bahanedir
bilirim
şilinin hür şarkıları gibi aydınlık aklında kadının uzak çok uzak fenerler
öperim gözlerinden.
asme
cudinin kızı
karanlığımızın prensesi
yak hadi fenerini...
Yorum Gönder